Özellikle kilitli çatı katı beni rahatsız etti. Daha önce bunu fark etmiş ama onun özel alanı olduğunu düşünerek önemsememiştim. Ancak kızımın anlattıkları beni derinden sarstı. Onu hayatımıza almakla yanlış bir karar mı vermiştim?
O gece uyuyamadım. Gece yarısı, evde sessiz adımlar duydum. Yeni eşimin çatı katına çıktığını fark edince onu takip ettim. Bu kez kapıyı kilitlememişti. Kalbim hızla çarparken ani bir dürtüyle kapıyı açıp içeri girdim…Görsele dokunarak haberin devamını inceleyebilirsiniz.
Hayat bazen ikinci bir şansı usulca kapınıza bırakır… Eşimi kaybettikten sonra iki yıl boyunca sadece annelikle ayakta kaldım. Beş yaşındaki kızımla birbirimize tutunduk. Sonra o çıktı karşıma. Sakin, sabırlı, anlayışlı… Sanki karanlık bir tünelin ucundaki ışık gibiydi. Evlendik. Yeni eşimin ailesinden kalan büyük, eski ama gösterişli bir eve taşındık. Yüksek tavanlar, uzun koridorlar, ağır ahşap kapılar… Ev ilk başta bana güven verdi. “Yeni bir başlangıç” dedim.
Başlangıçta her şey kusursuzdu. Kızıma karşı ilgiliydi. Onunla oyun oynuyor, masal okuyordu. “Baba” demesi için asla zorlamadı. Bu incelik beni daha da rahatlattı. İçimdeki şüpheleri susturdum. “Demek ki doğru kararı vermişim” dedim.
Geçen hafta bir haftalık iş seyahatine çıkmam gerekti. Ayrılırken içimde hafif bir huzursuzluk vardı ama mantıklı bir sebep bulamadım. Her akşam görüntülü konuştuk. Kızım biraz dalgındı ama bunu özlemine yordum. Eşim ise her zamanki gibi sakindi. “Merak etme, her şey yolunda” diyordu.
Döndüğüm gün kapıyı açar açmaz kızım koşarak boynuma sarıldı. Sıkıca… Normalden daha sıkı. Sonra kulağıma doğru eğilip fısıldadı:
“Anne… Gece odamın kapısı kendi kendine açılıyor.”
Kalbim hızlandı ama sakin kaldım. “Nasıl yani canım?” dedim.
“Gece bir ses geliyor. Kapı yavaşça aralanıyor. Ama kimse yok.”
O an evin eski yapısı aklıma geldi. Uzun koridorlar, hava akımı yapan yüksek pencereler, ağır kapılar… Ama yine de içim rahat etmedi.
O gece kızımla aynı odada yattım. Sabaha kadar dinledim. Ev gerçekten ses çıkarıyordu; eski ahşabın genleşmesi, rüzgârın bacadan geçerken uğultu yapması… Saat 03.12’de koridordan bir tıkırtı geldi. Ardından kapı kolu hafifçe indi ve kapı birkaç santim aralandı.
Hemen kalktım. Koridora çıktım. Pencerelerden biri açıktı. Rüzgâr güçlü esiyordu. Hava akımı, eski kilit mekanizmasını hareket ettirmişti. Kapının iç kısmındaki hafif çiziklerin de yıllardır kullanılan metal sürgüden kaynaklandığını fark ettim.
Ertesi gün bir ustayı çağırdık. Kapı menteşeleri değiştirildi, kilit sistemi yenilendi. Üst kattaki küçük çatı penceresinin de tam kapanmadığını öğrendik. Gece oluşan basınç farkı kapıları hafifçe itiyormuş.
Akşam tekrar denedik. Bu kez hiçbir ses yoktu. Kapı sabaha kadar kapalı kaldı.
Kızım derin bir uykuya daldı. Sabah yüzünde günlerdir görmediğim bir huzur vardı.
Bazen korku, bilinmeyenden doğar. Eski evlerin gölgeleri insanın zihninde büyüyebilir. Ama çoğu zaman cevap, sandığımızdan daha basittir.
O gece anladım:
Bir annenin sezgisi önemlidir. Ama aynı zamanda sakin kalmak ve gerçeği araştırmak da gerekir.
Şimdi evimiz sessiz. Koridorlar hâlâ uzun, kapılar hâlâ ağır. Ama artık içimde korku yok.
Yeni başlangıcımız, bu kez gerçekten huzurlu.