SPONSORLU İÇERİK
< >
SPONSORLU İÇERİK

Bir Kadın Beni Gizlice Kayda Almaya Başladı

Kimse alkışlamadı.

Kimse bağırmadı.

Sadece derin bir sessizlik oluştu.

Kadın çantasını omzuna taktı.

Tam gidecekken Duru yine konuştu.

“Size kızgın değilim.”

Kadın şaşkınlıkla döndü.

“Ama keşke önce annemin neden burada olduğunu sorsaydınız. Kardeşim acıkmıştı.”

Bu sözler beni beklemediğim kadar duygulandırdı.

Kadının gözleri kısa süreliğine yere indi.

Sessizce, “Haklısın,” dedi.

Sonra bana döndü.

“Özür dilerim.”

Sesindeki sertlik tamamen kaybolmuştu.

“Ben çocuk sahibi değilim. Böyle düşünmemiştim.”

Başımı salladım.

“Önemli olan bundan sonra düşünmeniz.”

Kadın ağır adımlarla plajdan uzaklaştı.

Ortam yeniden sakinleşmeye başlamıştı.

Biraz önce bizi izleyen insanlar şimdi gülümseyerek yanımıza geliyordu.

Yaşlı kadın çantasından küçük bir paket çıkardı.

“Ev yapımı kurabiyeler. Süt veren anneler aç kalmamalı.”

Gülümseyerek teşekkür ettim.

Genç anne de yanıma oturdu.

Bir süre bebeklerimizden konuştuk.

Meğer oğluyla Emir arasında sadece iki hafta varmış.

Duru ise yeniden kumdan kalesine dönmüştü.

Az önce yaşananların sanki hiçbiri olmamış gibi çalışmaya başladı.

Yanına küçük bir kız geldi.

“Birlikte yapabilir miyiz?” diye sordu.

Duru gülümsedi.

“Tabii.”

Kısa süre içinde dört çocuk birlikte devasa bir kale inşa etmeye başladı.

Onları izlerken içimdeki bütün gerginlik yavaş yavaş dağıldı.

Emir karnını doyurmuştu.

Kollarımda huzurla uyuyordu.

Tam eve dönmeye hazırlanırken cankurtaranlardan biri yanıma geldi.

“Bir şey söylemek istedim,” dedi.

“Buyurun.”

“Yıllardır burada çalışıyorum. İlk kez sekiz yaşındaki bir çocuğun, yetişkinlere bu kadar güzel bir ders verdiğini gördüm.”

Duru bunu duyunca utangaç bir şekilde gülümsedi.

“Ben sadece annemi korudum.”

Görevli başını salladı.

“Bazen en doğru şeyi çocuklar söyler.”

Arabaya doğru yürürken Duru elimi tuttu.

“Anne…”

“Efendim?”

“Sen utanmış mıydın?”

Bir an düşündüm.

“Evet,” dedim dürüstçe.

“Çünkü herkes bize bakıyordu.”

Elimi daha sıkı tuttu.

“Ama utanması gereken sen değildin.”

Boğazım düğümlendi.

O an fark ettim ki son haftalarda Emir’e bakabilmek için elimden geleni yaparken Duru’nun ne kadar büyüdüğünü görememiştim.

Sekiz yaşındaki kızım, o gün bana sadece destek olmadı.

Bana cesaretimi de geri verdi.

O günden sonra oğlumu emzirirken bir daha asla başımı öne eğmedim.

Çünkü bir bebeği beslemek utanılacak bir davranış değildi.

Asıl utanılması gereken, bir annenin en doğal görevini yerine getirirken onu küçük düşürmeye çalışmaktı.

Ve ne zaman o günü hatırlasam, aklıma önce o kadının öfkesi değil, kumların üzerinde dimdik duran sekiz yaşındaki kızımın şu cümlesi geliyor:

“Annem sadece kardeşimi doyuruyor… Peki siz, neden insanların onurunu incitmeye çalışıyorsunuz?”

İşte o soru, o gün sadece bir kadını susturmadı.

Orada bulunan herkesin, yargılamadan önce anlamayı seçmesinin ne kadar önemli olduğunu da hatırlattı.

1 2
SPONSORLU İÇERİK