enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,7648
EURO
52,9255
ALTIN
6.947,90
BIST
14.252,38

Kayınvalidem kocam vefat ettikten sonra

Kayınvalidem kocam vefat ettikten sonra

Kayınvalidem, kocam öldükten iki gün sonra, yeni doğmuş bebeğimle birlikte beni evden çıkardı. Sonra… beni arayıp onunla görüşmem için yalvardı.

Kocam Kerem ve ben yıllarca çocuk sahibi olmaya çalıştık. Umudumuzu neredeyse kaybettiğimiz bir anda oğlumuz Nuh dünyaya geldi. Ama Nuh’un yüzünün bir tarafında belirgin bir doğum lekesi vardı. İnsanların ona nasıl davranacağından, onu nasıl yargılayacağından korkuyordum.

Kerem ise tek bir an bile tereddüt etmedi.
Nuh’un alnından öptü ve kulağına fısıldadı:
“Sen mükemmelsin.”

Bebeğimizi bu kadar doğal ve koşulsuz sevmesini izlemek, o günlerde kendimi güvende hissetmemi sağlayan tek şeydi.

Ama kayınvalidem Nermin, bana başından beri mesafeliydi. Nuh doğduktan sonra ona bakışları daha da değişti. Yüzüne, sanki onu rahatsız eden bir şey varmış gibi bakardı. Gözlerinde sevgi yoktu. Merak bile yoktu.

Sonra Kerem aniden hayatını kaybetti.
Kalp krizi.

Cenazeden iki gün sonra, Nermin dairemize geldi ve gitmemi söyledi.
Ne bir başsağlığı,
Ne bir teselli,
Ne de bir yardım.

Sadece şu sözler:
“Sen ve çocuğun benim için hiçbir şey ifade etmiyorsunuz.”

Yeni doğmuş bebeğimle nereye gideceğimi sordum.
Nuh’a baktı ve omuz silkti.
“Benim sorunum değil.”

Bir bavul, bir bebek çantası ve Kerem’in kapüşonlu kazağını aldım. Onu seçmemin tek nedeni hâlâ onun kokusunu taşımasıydı.

Gittim.

Bir gece Nuh’u kollarımda sallarken telefonum çaldı.
Bilinmeyen bir numara.

Açtım.

Nermin’in sesi…
Yumuşaktı.
Sakindi.

“Meryem,” dedi usulca,
“Seni ve bebeği akşam yemeğine davet etmek istiyorum.”

Ertesi gün, Nuh kucağımda kapısının önünde duruyordum. İçimde bir huzursuzluk vardı.

Nermin kapıyı açtı.
Yüzünde daha önce görmediğim kadar sıcak bir gülümseme vardı.

Bir an için, “Belki de değişmiştir,” diye düşündüm.

İçeri girdim.

Ve tam o anda…

Nermin’in gülümsemesi kayboldu.

Masada, karşısında, kalın harflerle benim adımın yazılı olduğu bir dosya duruyordu....Ayrıntılar diğer syfada...Haberin devamını okumak için gorsel üzerınden diğer syfaya geçiş yapınız.

Kayınvalidem kocam vefat ettikten sonra

Nermin’in gülümsemesi kayboldu.
Masada, tam karşısında, kalın harflerle benim adımın yazılı olduğu kalın bir dosya duruyordu…

Masaya bakakaldım. Dosyanın kapağında siyah harflerle “MERYEM YILMAZ” yazıyordu. Altına küçük bir tarih atılmıştı; Kerem’in ölümünden bir gün önce. Boğazım düğümlendi.

“Nermin Hanım… bu ne?” diye fısıldadım.

Nermin masanın kenarında ayakta durdu, derin bir nefes verdi.

“Önce… Nuh’u bırak,” dedi. “Rahat otur. Sonra anlatacağım.”

Nuh’u koltuğa yatırdım. Kerem’in kapüşonlu kazağını üzerine örttüm.

Masaya döndüğümde Nermin dosyayı bana doğru itti.

“Bunu sana karşı hazırlamadım,” dedi.

“Beni evden çıkardın,” dedim. “Kocamın cenazesinden iki gün sonra…”

Nermin gözlerini kaçırdı. “Biliyorum. Onu geri alamam.”

Dosyadan bir kağıt çıkardı. Üzerinde Kerem’in el yazısı vardı.

“Anne, eğer bu mektubu okuyorsan… ben artık yokum.”

Nermin devam etti:

“Meryem’i sevmesen de Nuh’u koru. Ona zarar gelirse seni affetmem.”

Oda sessizleşti.

“Devamı var,” dedi Nermin. “Ama asıl mesele bu değil.”

Dosyadan bazı fotoğraflar çıkardı. Hastane çıkışı, evin önü ve başka birkaç görüntü.

“Beni izledin mi?”

“Evet,” dedi. “Çünkü Kerem’in ortağı Cem, bazı belgeler istiyordu. Onun baskısından sizi uzak tutmak için böyle davrandım.”

“Yani beni uzaklaştırman…”

“Evin adresini biliyorlardı,” dedi. “Sizi korumak için.”

“Peki neden söylemedin?”

“Kaçmayacağını düşündüm,” dedi.

Dosyadan bir zarf daha çıkardı. Üzerinde “Meryem’e” yazıyordu.

“Kerem bazı belgeleri saklamış olabilir,” dedi. “Bu sabah eve geldiler. Yine geleceklerini söylediler.”

Çantamın yan cebinden küçük bir anahtar çıkardım. Kerem’in kazağından düşmüştü.

Tam o anda kapı zili çaldı.

Nermin perdeyi araladı. “Cem,” dedi.

Kapı sertçe çalındı.

“Nermin Hanım! Açın kapıyı.”

Nermin bana baktı. “Arka kapıdan çıkın,” dedi.

Nuh’u kucağıma aldım. Arka kapıya yöneldim.

Ön kapıdan gürültü geldi. Kilit zorlanıyordu.

Bir süre sonra siren sesi duyuldu. Polisler eve geldi. Cem’i dışarı çıkardılar.

Nermin kapının önünde duruyordu. Yorgun ama kararlıydı.

“Kerem sizi korumamı istedi,” dedi.

Karakolda ifade verdikten sonra küçük bir odada kaldık. Nuh uyudu.

Zarfı açtım. Kerem’in yazısı:

“Meryem, Nuh’u benim baktığım gibi sev. Ne olursa olsun yalnız değilsin.”

İçinden bir fotoğraf çıktı: Kerem ve Nuh.

Fotoğrafı göğsüme bastım.

Gece sessizdi. Nuh’un nefesi düzenliydi.

Ve o an, hayatın tamamen bitmediğini hissettim.