Sponsorlu İçerikler
Sponsorlu İçerikler

Tatil köyümüzde tanıştığımız kibar bir genç

Tatil köyümüzde tanıştığımız kibar bir genç, kızımızı muz botuna bindirmek için izin isteyeli tam kırk beş dakika olmuştu. Derken otelin genel müdürü bize doğru yürümeye başladı. Yüzü bembeyazdı.

On altı yaşındaki kızımız Deniz, lise hayatının yoğunluğu içinde bizden giderek uzaklaşmaya başlamış, artık kendi ayakları üzerinde durmak ve özgür olmak istiyordu.

Onu bu tropik tatile götürmeye ikna edebilmemiz haftalarımızı almıştı. Defalarca dil dökmüş, çeşitli tekliflerde bulunmuş, sonunda hayalini kurduğu özgürlüğü yaşayacağına dair söz vererek onu yanımıza alabilmiştik.

Aslında hem eşim hem de ben, bu tatilin ailece birlikte çıktığımız son tatil olabileceğine dair garip bir his taşıyorduk.

Tatilimizin üçüncü gününde Deniz, sahildeki kamelyaların yakınında Bora adında bir gençle sohbet etmeye başladı.

Bora da ailesiyle birlikte tatil yapıyordu. İlk karşılaşmamızdan itibaren son derece terbiyeli, sakin ve saygılı biri olduğunu düşündük.

Bize sürekli “amca” ve “teyze” diye hitap ediyor, öyle güzel konuşuyordu ki kısa sürede ona güvenmeye başlamıştık. Hatta havuz kenarında saatlerce ailesiyle birlikte sohbet etmiştik.

Bir akşam Bora yanımıza gelip, “Deniz’i gün batımından önce muz botuna bindirmemde bir sakınca var mı?” diye sorduğunda hiç tereddüt etmeden izin verdik.

İkisi de turuncu can yeleklerini giyip gülerek bize el salladı.

Güneş sırtımızı ısıtırken, dalgaların üzerinde uzaklaşmaya başladıkları son anı telefonumla fotoğrafladım.

Sonra zaman ilerlemeye başladı.

Önce on beş dakika geçti.

Ardından otuz dakika…

Sonra kırk beş dakika…

Güneş yavaş yavaş ufkun arkasına inerken gökyüzü koyu kırmızı ve mor renklere büründü. Fakat otelin önündeki deniz, ürkütücü bir şekilde sakindi.

İçimde tarif edemediğim korkunç bir sıkıntı oluştu.

Suyun kenarında defalarca gidip gelerek gözlerimi dalgalara diktim. Muz botunu, gençleri, herhangi bir hareketi görmeye çalıştım.

Ama ortada hiçbir şey yoktu.

Bir saat geçtiğinde korkudan neredeyse ayakta duramaz hale gelmiştim.

Eşim resepsiyona koşup çalışanlardan ısrarla bilgi istemeye başladı.

Tam yardım çağrıları yapılmaya başlanmış, korkumuz dayanılmaz bir noktaya ulaşmıştı ki otelin genel müdürü sahile çıktı.

Doğrudan bize doğru yürüdü.

Etraftaki kimseyle ilgilenmeden yanımıza geldi ve telefonunu bize uzattı.

Yüzündeki ifade, yaşananların basit bir gecikmeden çok daha ciddi olduğunu anlatıyordu.

“Benimle hemen gelmeniz gerekiyor,” dedi.

Ardından telefonundaki videoyu açtı ve ekledi:

“Bunu görmeniz gerekiyor… Çünkü kızınızın denizde kaybolduğunu düşünüyorsanız, asıl gerçeği henüz bilmiyorsunuz.”.Fotoğrafa dokunarak haberi okumaya devam edebilirsiniz.

Sponsorlu İçerikler