Warning: Undefined array key 0 in /home/nioknet/public_html/wp-content/themes/anka/lib/functions/bodyhead.php on line 46

Warning: Attempt to read property "term_id" on null in /home/nioknet/public_html/wp-content/themes/anka/lib/functions/bodyhead.php on line 46
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,3323
EURO
53,8589
ALTIN
6.168,06
BIST
13.943,87
Info: You can navigate between photos via arrow keys.

Eşim, oğlumuzu ve kızımızı kısa bir tatile götürdü

Metal kasanın içinde küçük bir video kaseti daha vardı.

Yeğenim eski bir oynatıcı buldu ve eve döndüğümüzde görüntüleri izledik.

Ekranda Aylin vardı.

Oldukça yorgun görünüyordu.

Kameraya bakıp gülümsedi.

“Mehmet… Eğer bunu izliyorsan seni bir daha görememişim demektir. Bana kızacağını biliyorum. Ama çocuklarımızın yaşaması için başka seçeneğim yoktu. Seni her şeyden çok sevdim. Eğer bir gün gerçeği öğrenirsen hayatını benim yokluğuma hapsetme.”

Sonra çocuklar kameraya koştu.

Kızım el sallıyordu.

Oğlum ise gülerek, “Baba, döndüğümüzde birlikte balık tutacağız.” diyordu.

Video orada bitiyordu.

Kırk yıl boyunca beklediğim son görüntü buydu.

O gece ilk kez çocuklarımın odasının kapısını kapattım.

Artık onların geri döneceğini beklemiyordum.

Çünkü sonunda gerçeği biliyordum.

Birkaç hafta sonra evi sattık.

Gitmeden önce bahçeye üç fidan diktim.

Birini Aylin için, birini oğlum için, birini de kızım için.

Komşular neden üç ağaç diktiğimi sorduklarında sadece gülümsedim.

“Çünkü bazı insanlar toprağın altında değil, hatırlandıkları yerde yaşamaya devam eder.”

Yıllardır içimde taşıdığım öfke, yerini derin bir özleme bıraktı.

Aylin beni terk etmemişti.

Beni korumaya çalışmıştı.

Çocuklarım beni unutmuş değildi.

Son nefeslerine kadar bana kavuşacakları günü beklemişlerdi.

Ben ise kırk yıl boyunca yanlış sorunun cevabını aramıştım.

Asıl soru “Neden gittiler?” değildi.

Asıl soru, beni kurtarmak için nelerden vazgeçtikleriydi.

O mektubu ve video kasetini bugün hâlâ saklıyorum.

Çünkü bazen bir insanın geride bıraktığı en büyük miras, bir ev ya da servet değil; sevdiği insanlar uğruna sessizce yaptığı fedakârlıklardır. Ve ben, kırk yıl sonra öğrendiğim bu gerçekle nihayet yas tutmayı değil, onları sevgiyle hatırlamayı öğrendim.