enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,3323
EURO
53,8589
ALTIN
6.168,06
BIST
13.943,87
SPONSORLU İÇERİK
SPONSORLU İÇERİK

Eşim, oğlumuzu ve kızımızı kısa bir tatile götürdü

Aylin’in mektubunu titreyen ellerimle açıp okumaya devam ettim.

“Mehmet… Eğer bu satırlar eline geçtiyse, planladığımız hiçbir şey istediğimiz gibi gitmemiş demektir. Sana her şeyi anlatamadığım için beni affet. Sevil’e güvenme dememin sebebi, onun kötü biri olması değil. Sana söyleyemeyeceği kadar büyük bir korkunun içinde yaşıyor. Bizi takip eden insanlar var. Eğer sana gerçeği söylersem seni de tehlikeye atacaklarını söylediler.”

Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.

Mektubun devamında, Aylin’in aylar boyunca bazı kişiler tarafından tehdit edildiğini öğrendim. Bir şirkette muhasebeci olarak çalışırken büyük miktarda kara para aklama işine istemeden tanık olmuştu. Durumu yetkililere bildirmeyi düşündüğünü fark eden kişiler ise onu ve ailesini ölümle tehdit etmişti.

Bana hiçbir şey söylememişti.

Çünkü ne kadar az şey bilirsem o kadar güvende olacağıma inanmıştı.

Mektupta bir adres daha vardı.

“Bu adresi yalnızca gerçekten yalnız kaldığında ziyaret et.”

Kırk yıl geçmişti ama yine de gitmeye karar verdim.

Ertesi sabah yeğenim beni arabayla mektuptaki adrese götürdü. Şehrin dışında, yıllardır kullanılmayan eski bir balıkçı kulübesiydi.

Kapı kilitli değildi.

İçerisi toz içindeydi ama sanki biri yıllar önce her şeyi özenle bırakıp gitmiş gibiydi.

Duvarın arkasında gizlenmiş küçük bir metal kasa bulduk.

Kasayı açınca aile fotoğraflarımız, çocukların oyuncaklarından birkaç parça ve ikinci bir mektup çıktı.

Bu kez mektup Sevil’e aitti.

“Mehmet, bunları okuyorsan demek ki Aylin’in sakladığı kutuyu buldun. Sana kırk yıl boyunca yalan söyledim. Bunun yükünü her gün taşıdım.”

Nefesimi tuttum.

“Arabayı köprüye ben bıraktım. Çünkü bizi izleyen kişiler herkesin öldüğümüzü sanmasını istiyordu. Aylin çocukları kurtarmak için bunu kabul etti. Seni de aralarına katacaklarını düşündüğü için sana gerçeği söylemedi.”

Gözlerim doldu.

Demek yıllarca onların öldüğüne inanmıştım.

Mektubun devamını büyük bir umutla okumaya başladım.

“Aylin ve çocuklar o gece benimle birlikte gizlice yurt dışına çıkarıldı. Yeni kimlikler verildi. Plan, tehlike geçince sana haber göndermekti.”

İçimde yıllardır ilk kez umut filizlenmişti.

Fakat birkaç satır sonra dizlerimin bağı çözüldü.

“Ancak sınırı geçtikten birkaç ay sonra bizi koruyan görevlilerin bulunduğu araç korkunç bir kazaya karıştı. Aylin ağır yaralandı. Çocuklar da kurtarılamadı.”

Mektup elimden düştü.

Demek gerçekten ölmüşlerdi.

Ama benim bildiğim şekilde değil.

Yıllarca nehirde aranan ailem aslında başka bir ülkede hayatını kaybetmişti.

Sevil ise onları koruyamadığı için kendini affedememişti.

Son satırlar beni tamamen sessiz bıraktı.

“Aylin son nefesinde senden tek bir şey istedi. ‘Mehmet beni suçlamasın. Çocuklarımızı kurtarmaya çalıştım.’ dedi.”

Artık gözyaşlarımı tutamıyordum.

Kırk yıl boyunca öfke duyduğum, cevap beklediğim kadın aslında son ana kadar çocuklarımızı yaşatmaya çalışmıştı..Fotoğrafa dokunarak haberi okumaya devam edebilirsiniz.

1 2
SPONSORLU İÇERİK