Other Galleries
Comments
İşim nedeniyle tam bir hafta boyunca şehir dışında kalmıştım. On iki yaşındaki kızımı babasıyla evde bırakmıştım. Kızım yaşına göre oldukça olgun, sorumluluk sahibi ve babasıyla vakit geçirmekten rahatsız olmayan bir çocuktu. Bu yüzden kötü bir şey olabileceğini hiç düşünmemiştim.
Dönüş uçağım birkaç kez rötar yaptı. Eve gelip kapıyı açtığımda saat neredeyse gece yarısını gösteriyordu.
Ev karanlıktı.
Hem de olması gerekenden çok daha karanlık.
İçerisi alışılmadık derecede sessizdi.
Derken kızımı fark ettim.
Mutfak zemininde, ince bir battaniyenin altında kıvrılmış hâlde uyuyordu. Başının altında da bir yastık vardı.
Birkaç saniye boyunca sadece ona baktım.
Neden kendi odasında uyumuyordu?
Acaba odasında su mu akmıştı? Bir şey mi bozulmuştu? Yoksa odası güvenli değil miydi?
Böyle önemli bir durum yaşansaydı, eşim mutlaka beni arardı.
Hemen yanına gidip diz çöktüm. Nefesi düzenliydi. Çok yorgun görünüyordu ama yaralanmış gibi değildi.
İçim biraz olsun rahatladı. Onu hemen uyandırmamaya karar verdim.
Işığı loş hâle getirip dikkatlice yanından geçtim ve eşimi aramaya başladım.
Yatak odamız boştu.
Telefon şarj aleti hâlâ komodinin üzerindeydi, cüzdanı da şifonyerin üstünde duruyordu. Ama kendisi ortada yoktu.
Gece yarısına yaklaşmışken bunun hiçbir mantıklı açıklaması yoktu.
Tam o sırada kızımın odasının kapısının altından ince bir ışık sızdığını fark ettim.
Kapıya yaklaştığımda içeriden alçak sesle konuşmalar geldiğini duydum.
Birkaç saniye sonra da odanın içinden sürüklenen bir eşyanın sesi yükseldi.
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Yavaşça kapı koluna uzandım ve kapıyı sadece birkaç santim araladım.
İçeri baktığım anda olduğum yerde donup kaldım.
Yüzümdeki bütün renk bir anda çekildi…Haberin ayrıntıları için Görselleri takip ederek diğer sayfaya geçebilirsiniz.