SPONSORLU İÇERİK
< >
SPONSORLU İÇERİK

Kızımın Üçüncü Yaş Günü Havuz Partisinde

Babam hastanede Murat’ın elini tutmuş ve,

“Artık aile sana emanet.” demişti.

O sırada Ela da odadaydı.

Belki de üç yaşındaki zihni bu sahneyi kendi dünyasında bambaşka şekilde anlamlandırmıştı. Babasını dedesiyle özdeşleştirmiş, dövmeyi görünce de “Babam orada.” demişti.

Yine de Aylin’in anlattıkları bitmemişti.

Çantasından eski, sararmış bir zarf çıkardı.

“Bunu sana baban öldükten sonra vermem gerekiyordu. Ama cesaret edemedim.”

Titreyen ellerimle zarfı açtım.

İçinde babamın el yazısıyla yazılmış uzun bir mektup vardı.

İlk satırını okur okumaz gözlerim doldu.

“Kızım, bu mektubu okuyorsan artık yanında olamamışım demektir…”

Babam mektupta yıllardır yaptığı en büyük hatayı itiraf ediyordu.

Annem öldükten sonra içine kapanmış, benim onu affetmeyeceğim korkusuyla duygularını hep saklamıştı. Aylin’in aslında bana yaklaşmak istediğini ama kendisinin aramızdaki sınırların korunmasını istediğini yazıyordu.

“Yeni bir anne istemeyeceğini düşündüm.” diyordu.

“Bu yüzden Aylin’i hep geri çektim.”

Satırlar ilerledikçe boğazımdaki düğüm büyüdü.

Meğer yıllarca suçladığım kadın, çoğu zaman bana yaklaşmaması için babam tarafından uyarılmıştı.

Aylin sessizce ağlıyordu.

“Baban seni çok seviyordu.” dedi.

“Her doğum gününde bana senden bahsederdi. Ama sana bunu nasıl göstereceğini bilemezdi.”

İçimde yıllardır taşıdığım öfke yavaş yavaş yerini derin bir hüzne bıraktı.

Murat omzuma dokundu.

“Bazen insanlar sevgilerini yanlış yollarla göstermeye çalışıyor.”

Başımı salladım.

Haklıydı.

Babam yanlış kararlar vermişti ama bunun temelinde sevgisizlik değil, korku vardı.

Ela ise hâlâ hiçbir şey olmamış gibi elindeki eriyen dondurmasını yiyordu.

Birden bana dönüp gülümsedi.

“Anne, dedem artık üzülmüyor değil mi?”

O küçücük soru hepimizi ağlattı.

Ela’nın “babam orada” sözünün ardında doğaüstü bir olay ya da korkunç bir sır yoktu.

O, zihninde dedesiyle babasını aynı güven duygusunda birleştirmişti. Dövmeyi görünce de çocuk aklıyla ikisini birbirine bağlamıştı.

O gün havuz partisinin neşesi yerini gözyaşlarına bıraktı.

Ama ilk kez yıllardır konuşulmayan gerçekler konuşuldu.

Babamın mektubunu defalarca okudum.

Aylin’den geçmiş için özür diledim.

O da bana sarılarak, “Keşke bunu yıllar önce yapabilseydik.” dedi.

Aradan aylar geçti.

Şimdi Ela ne zaman dedesinin fotoğrafını görse, gülümseyerek el sallıyor.

Ben ise artık geçmişe öfkeyle değil, anlayışla bakmayı öğrendim.

Çünkü bazen bir çocuğun masum görünen tek cümlesi, yıllardır kilitli kalan kalpleri açan anahtar olabiliyor. Ve gerçek huzur, saklanan sırlarla değil; en sonunda cesaretle söylenen doğrularla başlıyor.

1 2
SPONSORLU İÇERİK